Facebook’da Markalar İçin En İyi Etkileşim Sağlanan Günler Hangileri?

Her ne kadar Facebook sayfada kalma süreleri yüksek bir sosyal ağ olsa da markaların hedef kitlelerine ulaşmak için doğru saat ve zaman dilimlerine dikkat etmeleri gerekiyor. Facebook’ta yer alan markaların önem vermesi gereken bir diğer husus ise paylaşımlarını en verimli saatlerde gerçekleştirmek olmalı. Her iki konuda da marka ve sosyal medya yöneticilerine fikir verebilecek bir araştırma ve ortaya çıkan veriler ışığında hazırlanan bir infografik mevcut.

LinchpinSEO şirketinin uzmanları, Facebook’taki beğeni, yorum ve paylaşımları baz alarak yaptıkları araştırmada her sektör için en yüksek etkileşim sağlanan zaman dilimlerine ulaşmayı başarmış. Araştırmadan çıkan sonuçlar hazırlanan infografikte, ulaşılmak istenen kitleyi etkileşime geçirebilecek doğru zamanların hangileri olduğu belirtiliyor.

İnfografikte 15 farklı sektör yer alırken, içerik zamanlamasında her birinde farklı bir stratejinin izlenmesi gerektiği görülüyor. Örneğin ürün satışı yapan şirketler hafta sonu günlerinde hafta içine kıyasla daha fazla etkileşim edebiliyorken, teknoloji sektöründe Pazartesi günü büyük önem arz ediyor.

Buna ek olarak infografikte markaları ilgilendiren bazı yararlı bilgilere de yer veriliyor. Nitekim yapılan araştırmaya göre markalar günde bir veya iki kere içerik paylaştıklarında %19 daha fazla etkileşim oranı yakalayabiliyorlar. Diğer yandan infografikte hafta sonu gönderilen içeriklerin hafta içine göre %14.5 oranında daha fazla etkileşim getirdiği de kaydediliyor.

http://sosyalmedya.co/markalar-icin-en-iyi-etkilesim/

Advertisements

2012 Sosyal Paylaşım Trendleri

2012 verilerinden yola çıkılarak hazırlanan çalışmalara bir yenisi daha eklendi. AddThis tarafından yayınlanan infografikte paylaşım platformunun sahip olduğu veriler ışığında 2012′nin sosyal paylaşım trendlerine göz atıyoruz.

1.3 milyar kullanıcının oluşturduğu verilerin incelenmesi sonucunda hazırlanan infografiğe göre 2012′nin paylaşımda yıldızı yine Facebook. Sosyal ağ paylaşımlarından yarısını tek başına domine ederken en büyük gelişimi % 379 bin ile Pinterest yaşamış.

AddThis kaynaklı paylaşımlarda Facebook, Twitter, Pinterest, Reddit ve Google+’da artış yaşanırken MySpace ve Delicious düşüş yaşayan iki servis olarak dikkat çekiyor.

Eğlence kategorisinde bizi PSY, Katy Perry, Rihanna ve Carly Rae Jepsen en çok konuşulan müzisyenler olarak karşılıyor. Süper kahramanlar kategorisinde ise 2012 yılında Dark Knight Rises filmi ile izlediğimiz Batman yer alıyor. Batman hakkındaki paylaşımların %55′i Twitter’da gerçekleşirken ikinci sıradaki Avengers Facebook ve Google+’ta öne çıkmış.

2012′nin en çok konuşulan olaylarının başında Birleşik Devletler seçimleri geliyor. 6 Kasım günü yapılan paylaşımların %16′sı seçimler ile alakalı iken Sandy kasırgası ve Olimpiyatlar yıl içerisinde internet kullanıcıların en çok ilgisini çeken gelişmeler olarak sıralanıyor.

http://sosyalmedya.co/2012-sosyal-paylasim-trendleri/

“Facebook Poke” Patladı Ama Nasıl?

App Store’e girdiği ilk saatlerde, en çok indirilen ilk 3 uygulamanın arasına girince patlama yapacak diye beklenilen Facebook Poke, aradan bir hafta geçmeden, ücretsiz olmasına rağmen 34. sıraya kadar düştü. Sosyal ağ sitesinin Poke özelliğini (Dürt) tekrar hayata geçirmek için bir fırsat olarak gördüğü uygulama böylece Facebook için hayal kırıklığına neden oldu.

Facebook Poke’un güçlü bir alternatifi olan Snapchat, uygulamanın App Store’a girmesiyle ilk gün listede 6. sıradan 8′e düşerken, bir hafta geçmeden Facebook Poke’u geçmeyi başardı ve eski sıralamasının da üstüne çıkarak en çok indirilen 4. uygulama oldu. Bir nevi Facebook, uygulamasıyla rakibine bayram ettirdi. 

Kurucusu Mark Zuckerberg’in “Poke” sesi eşliğinde kullanıcıların geçici süreli mesajlar göndermelerine imkan veren Facebook Poke ile kullanıcılar kendi kendini yok eden mesajlar gönderebiliyor. Böylece karşı tarafta kalıcı olarak kalmasını istemediğiniz mesajları bu araçla gönderebiliyorsunuz.

http://www.sosyalmedyaport.com/facebook-poke-patladi-ama-nasil.html

MCT PAZARLAMA ZİRVESİ KONFERANS NOTLARI 05-06 ARALIK 2012 Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı-İSTANBUL

Konferanstan Kısa Kısa…

  • Müşteri Çağında Pazarlama Zirvesi’nin  bu yıl teması: “Sizin Hikayeniz Ne?” MCT Danışmanlık tarafından düzenlenen zirvede Her büyük markanın bir hikaye anlattığı fikrinden yola çıkılarak belirlenen tema ile ,pazarlama dünyasındaki yeniliklere yön veren uzmanlardan , yazarlara, ünlü yönetim otoritelerinden danışmanalar kadar uzanan geniş bir gruptan, dünyanın en iyi markalarının arkasındaki hikeyeleri dinleme fırsatı bulduk. Konferans bu yıl gerek konuları gerekse konukları , misyonu, iş dünyasına en güncel marka yönetim bilgilerini, en çok ilham verecek yöntemlerle , kalıcı şekilde sunarak markaların ve marka ekiplerinin geleceğini şekillendirdi.
  • Ünlü marka stratejisti Peter Economides’in başkanlığını yürüttüğü Pazarlama Zirvesi’nde  ana oturum ve onlarca paralel oturum ile farklı sahnelerde; bir çok anlamlı ve özel marka hikayesi  pazarlama bakış açısısyla anlatıldı.

http://www.markam.biz/mct-pazarlama-zirvesi-konferans-notlari/

iOS ve Android Aktivasyon Rekoru Kırdı

iOS ve Android işletim sistemleri arasındaki kullanım oranları savaşı tüm hızıyla süredursun, yurtdışında Noel’in başlaması ile birikte ortaya çok ilginç bir istatistik çıkmış durumda.

Noel dışında normal günlerde günlük ortalama 4 milyon iOS ve Androidcihaz aktif hale getirilirken, Noel’in başlaması ile birlikte bu rakam yüzde 300’ü aşan oranlarda yükselerek günlük 17.4 milyona ulaştı.

Analistler bu durumu cihazların hediye edilmesinin bir sonucu olarak açıklarken, özellikle akıllı telefonların yüzde 80 oranında bu artışa katkı sağlaması da analistlerin sözlerini kanıtlar nitelikte.

Flurry tarafından açıklanan bu raporun kaynağı ise Flurry Analytics adlı sistemi kullanan 250.000’den fazla uygulama. Bu uygulamaların sağladığı tek veri cihaz aktivasyonu da değil.

Gelen verilere göre mobil uygulama indirme rakamları da bir hayli yükselmiş durumda. Flurry, iOS ve Android için toplamda 328 milyon uygulamanın Noel döneminde indirildiğini belirlemiş. Geçtiğimiz yıla baktığımızda bu rakamın 242 milyon civarında olduğunu görebiliyoruz.

Son olarak Flurry‘nin yeni yılın ilk günü yaşanacaklarla ilgili bir iddiası olduğunu da belirtelim. Flurry’e göre yeni yılın ilk gününde uygulama indirme rakamları 1.5 milyarı aşarak 2 milyar barajına dayanacak. Bakalım yeni yıla girdikten sonra bu durum doğrulanabilecek mi?

http://shiftdelete.net/ios-ve-android-aktivasyon-rekoru-kirdi-41976.html

Türkiye’nin İlk Sosyal Medya Krizi: Danone

Türkiye’nin İlk Sosyal Medya Krizi: Danone

Türkiye’nin İlk Sosyal Medya Krizi: Danone E-Posta Karalama Kampanyası

Danone, Türkiye tarihinde bir firmanın internette hedef olduğu en büyük karalama kampanyası olarak tarihe geçti. Danone ürünlerinin çocukların fiziksel ve ruhsal gelişimini olumsuz yönde etkilediğine dair bir yazı ortaya atıldı. Bu yazının kaynağı Mayıs 2005’ de Almanya’da bulunan bir forum sitesidir.

Ortaya atılan iddiaya göre laboratuar sonuçlarıyla kanıtlandığını ve altında Prof. Dr. Turan Karadeniz’in imzası olduğu belirtilmişti. Bu yazı dan 6,3 milyon kişi haberdar olmuş. Sadece 1 milyonu internet vasıtasıyla, geri kalanı kısmıysa kulaktan kulağa iletişimle yayılmış. 25-45 yaş arası kadınlar arasında yapılan bir araştırmada, kadınların her 3 kişiden 1’ i bu yazıdan haberdardı.

Bu yazı sadece Danone’yi etkilemedi. Çünkü ailelerin bu yazı sonucu sütlü çocuk ürünleri almak konusunda çekinceleri oluştu. Sonuç olarak sütlü çocuk ürünleri pazarında %26 gerileme ve çiğ süt alımlarında yaklaşık 15 milyon litre daralma yaşandı. Sektörde büyük bir gerileme olarak kayıtlara geçti. Danone’ nin satışlarının da %25 oranında düştüğü ifade edildi.

Danone kriz ortaya çıktıktan sonra krizin zararlarını önleme ve sonrada bu algıyı yıkmak için girişimler başladı. Fakat buradaki Danone’nin hatası Mayıs 2005’te başlayan ve hızla büyüyen bu krizden ancak Ekim ayında haberdar olmuştu. Yaklaşık 6 aylık gecikme insanların algısını değiştirmesini güçleştirdi ve daha köklü bir savunma ve kriz yönetimi yapmak zorunda kaldı.

Peki nasıl bir kriz yönetimi izledi? Şimdi buna bir göz atalım.

Halka yakın bir kişi olan Ayşe Özgün’le anlaşarak fabrika çalışanlarıyla üretimini anlatan reklam filmi çekti. Ve bu iddaların asılsız olduğunu dolaylı olarak anlattı. Böylece şeffaf bir kurum olduklarını ifade ettiler. Bu hareket e-posta ile oluşan kötü algıyı değiştirmek için yapılan ilk adımdı. Sonrasında Danone internet sitesinde Prof. Dr. Turan Karadeniz’in konuyla ilgili asılsız olduğunu ifade eden bir açıklama yaptı. Bunu medyaya da duyurmak için bir panel düzenlendi.

Yurtsan Atakan başkanlığında gerçekleşen panele T.C Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı İstanbul İl Müdürü Ahmet Kavak, Ordu Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu Müdürü Prof. Dr. Turan Karadeniz, Profesör Doktor Sevinç Yücecan ve Neşe Erberk katıldı. Bu panelde yapılan açıklamalar, karalama kampanyasının asılsız olduğu yönünde medyada haber olarak yer buldu. Danone sosyal sorumluluk projelerinde de yer aldı. Bu çalışmalardan sonra kötü algı yavaş yavaş ortadan kayboldu.

Bu e-posta bana da gelmişti ve o dönemde gıda mühendisliği okuduğum için böyle bir şeyin olamayacağına inanıyordum. Peki ama ya doğruysa? sorusu da düşüncelerimde yer etmişti. O yüzden sosyal medya ve kriz yönetiminin ne kadar önemli olduğu ortaya çıkıyor. Ne kadar iyi bildiğimiz bir iş, marka yada kişi olursa olsun insanın aklına bir kurt düşüyor. Ve o kurt düşüncelerimizden yok edilmezde algımızı o yöne çeviriyor. İster istemez tedbirli olmak için kendinizi o markadan yada kişiden uzak tutmaya çalışıyorsunuz.

Şayet Danone bu yazıya daha önce müdahale etse ve kriz çıktığı anda bunları yapsaydı. Hem satışlarda bu kadar zarar etmeyecek hem de bu algıyı değiştirmek için bu kadar büyük yatırım yapmasına gerek kalmayacaktı. Hala birçok marka şu an bile sosyal medyanın etkisinden haberdar değilken, 2005’te markaların bu mecradan çokta haberdar olduğunu söylemek mümkün değil. Sektördeki ve şirketteki zararı verilerle görebiliyorsunuz.

Peki ya bu marka sizin markanız olsaydı siz ne yapardınız? Bence bunu düşünmeye başlamalı ve ona göre önlemlerinizi almalısınız.

http://www.semiyun.com/2012/12/turkiyenin-ilk-sosyal-medya-krizi-danone/

Sosyal Medyada Kriz Yönetimi Nasıl Yapılır?

Beklenmeyen ve ani olarak ortaya çıktığında var olan düzeni bozan, yıkıcı özelliği olan olayların tümü kriz olarak değerlendirilmektedir. Eğer bir marka yâda bir kurumsanız mutlaka bir kriz planınız olmak zorundadır. Çünkü kriz insanların düşüncesindeki marka algınızı etkilemektedir.

Sosyal medya olarak baktığımızda, gündemin anlık olarak değişmesi ve insanların habersiz olarak toplanması sosyal medyada krizin aslında ne kadar önemsenmesi gerektiğini ortaya çıkarıyor. Çünkü sosyal mecralarda maalesef doğru yada yanlış birçok iddia, marka yada şahıslar için krize yol açabiliyor.

Hal böyleyken mutlaka normal hayatta planlanan kriz yönetiminin sosyal medya içinde planlanması gerekmektedir. Sosyal medyada meydana gelen krizin nasıl sonuçlandığı, insanların o marka yada kurum hakkındaki düşüncelerini şekillendiriyor. Yani dolaylı olarak satış ve itibarına etki ediyor.

Sosyal medya krizin hızla yayıldığı ve çok fazla büyüdüğü bir mecradır. Sosyal medyada krizin yayılma hızı aşağıdaki grafikte tam manasıyla anlaşılıyor. Ve yapılacak olan kriz yönetiminin de bu hıza ayak uydurması gerekmektedir.

sosyal-medya-krizi-nasil-yayilir

Geçmişte hiç bir şey görme, duyma ve konuşma diye anılan 3 maymunun aksine artık herkes her şeyi görüyor, duyuyor ve başkalarına aktarıyor. Bu açıdan size karşı yapılan her şey bu hızda yayılırken sizde önlemlerinizi aynı hızda almalısınız.

Peki, ama neler yapılmalı yâda neler yapılmamalı? İyi bir kriz yönetiminin yapılması ekip ve uzmanlık işi olduğu kesin. Fakat ne kadar tecrübe gerektirse de uyulması gereken bir kurallar çerçevesi vardır. Şimdi bunlardan bahsedelim biraz…

Neler Yapılmalı?

  • Her zaman bir kriz planı bulundurun.
  • Krizin kaynağı belirlenmeli,
  • Acilen tarama takip yapılmalı,
  • Yayılma kanallarını tespit edilmeli,
  • Durum analizi yapılmalı,
  • Diyaloga hazır olunmalı,
  • Şeffaf olunmalı,
  • Harekete geçin (viral, WOM vs.)
  • Gerektiği yerde sessiz kalmayı tercih edin ama boş da durmayın.

Neler yapılmamalı?

  • Tartışmalara girmeyin,
  • Yalan yada eksik şeyler söylemeyin,
  • Yorumları silmeyin, kullanıcıları engellemeyin,
  • Rüşvet vermeye kalkmayın.

http://www.semiyun.com/2012/12/sosyal-medyada-kriz-yonetimi-nasil-yapilir/

The 10 best viral videos you missed in 2012

You’ve probably already seen almost every one of YouTube’s 10 most popular videos of 2012 – but plenty of gems are out there that didn’t quite hit critical mass.

So we’ve compiled a list of staff favorites and popular videos that made us laugh, cry, or ponder the universe. We’re not including anything from the top 10 list, because, let’s face it, you don’t need to watch Gangnam Style again.

Instead, check out the clips below for some entertainment and insight you might have not seen. And do let us know in the comments what other great viral videos people missed this year.

Read more at http://venturebeat.com/2012/12/25/best-viral-videos-2012/#IAEwTGzfsYp7OfX7.99

Sosyal Medya’nın Yönlendirmeye Açık Oluşu Ve Sabahattin Zaim Örneği

Tayyip Erdoğan’ın ODTÜ’deki Göktürk-2 uydusu fırlatma törenine katılması sırasında ODTÜ’de yaşanan olaylar gündemde kalmaya devam ediyor. ODTÜ’lü öğrencilerle polis arasında yaşanan olayların ardından çok şey söylendi, çok şey konuşuldu. Ama en büyük hadise şüphesiz, birçok devlet üniversitesinin ODTÜ’yü kınaması oldu. ODTÜ’yü kınayan üniversitelerden biri de İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’ydi.

İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi 2010 yılında çıkan yasa ile kurulmuş bir üniversite. Yani geçmişi 2-3 seneye dayanıyor ama üniversiteyi kuran vakıf olan İlim Yayma Cemiyeti, Türkiye’de uzun yıllardır eğitime destek veren bir oluşum. Yani Sabahattin Zaim Üniversitesine “dünkü çocuk” yakıştırması yapmak bir kere yıllardır eğitime destek veren İlim Yayma Cemiyetine hakarettir. Şimdi asıl meseleye geçmek istiyorum. Sosyal Medya, Sabahattin Zaim Üniversitesi’nden yapılan açıklamayı az önceki “dünkü çocuk” yakıştırması kapsamında ele alıp espri(!) üstüne espri patlatmaktadır. Hala daha Twitter ve Sözlüklerde dönen geyikler aslında bir şeyi ortaya koyuyor: Sosyal Medya kullanıcıları bilgi edinmede üşengeç, yönlendirmeye açık insanlar. Neden mi?

Daha önce bu tip hadiseler yaşandığında Twitter’da konuşulanlar hep haber sitelerinin yönlendirmeleriyle şekilleniyor, ardından TT listesine giren ya da sözlüklerde günün başlığı olan olaylar hakkında, kişiler, orada gördükleri şeyleri harmanlayıp bir şeyler yazıyorlar. TRT Haber’e atılan iftirayı hatırlayacaksınızdır. “Şehitlerimiz Hükümetin yaptığı Duble Yollarda taşınıyor” minvalinde bir uydurma haber görseli hazırlanıp Twitter’a sürülmüştü. Sonra insanlar, gerçeği araştırmadan, doğruluğunu teyid etmeden bu habere balıklama atladılar. Hatta fenomenler bile… Peki sonra ne oldu? olayın kurmaca olduğu anlaşıldı. Ama buna rağmen “Olay kurmacaymış. Ama TRT Haber’den beklerim böyle şeyler” diyenler türedi. Yani tüy dikme aşamasına geçildi. Sabahattin Zaim Üniversitesi’nin açıklaması hakkında da aynı şeyler yaşanıyor. İslami camianın üniversitelerinden olan Sabahattin Zaim Üniversitesi ve ismini aldığı Sabahattin Zaim hakkında konuşulanlar, kaş yapayım derken göz çıkarma olayını hatırlattı bana.

“ODTÜ hür bir üniversitedir. İlmin kalesidir.” tarzı beylik laflar ile konuşan “Üniversite gençliği” Twitter ve Sözlüklerde döndürdükleri geyiklerde ne kadar da “bilgi fakiri” olduklarını gösterdiler aslında. Sabahattin Zaim kimdir? diye sorsanız, “hoca ya da imamdır işte. ne de olsa islamcı bir üniversiteye ismi verilmiş” diye cevap alacaksınızdır bu hür fikrin savunucularından. Ama kalkıp bir google araması bile yapmazlar. Sabahattin Zaim’in profesör olduğunu, iktisat alanında öncü isimlerden olduğunu bile bilmezler. Sonra gidip Zaytung’da “komiklikler şakalar” içeren haberler girerler. Saçı sakalı ağarmış pejmürde bir amcayı Sabahattin Zaim gibi gösterip güldürük peşinde koşarlar. Zaim’in ahirete göçtüğünden bile haberdar değillerdir mesela.

Sorun kimsenin görüşü değil. Herkes fikrini özgürce ifade edebilmeli. İfade özgürlüğüne sonuna kadar destek veriyorum. Lakin ortada büyük bir hata var. Ateistlerin kendilerine rol model aldıkları kişiler, eleştirdikleri fikirleri, dinleri gizli saklı köşelerine kadar öğrenirler, öyle eleştiri yaparlar. Ama gelin görün ki, bugünün gençliği, dalga geçtiği konularda bile fikir sahibi değiller. “Abilerinin” izinden gidiyorlar. Bilgiye ulaşmak hiç bu kadar kolay değildi eskiden. Bilgi kaynakları tek tuşla karşımıza diziliyorlar ama gelin görün ki fikir fakiri, bilgi edinme özürlüsü insanlar bir fikir bile edinmiyorlar, sosyal medya’da ezip durdukları kişiler, dalga geçtikleri konular hakkında.

Sosyal Medya geleneksel medya’nın en büyük rakibi, onu bitirecek en büyük hareket iken; yönlendirmeye açık, boş beleş insanlar yüzünden işlevsiz kalan, e-ticaret’e kaynak sağlayacak bir müşteri kaynağı gibi görülen pasif bir yapıya dönüştürüldü. başka ülkelerde devrimlere öncülük eden sosyal medya, bizde, insanları belli fikirlere yönlendiren boş beleş bir yapı halinde. Bu izbeliği adam edecekler ise maalesef bilgi edinme fukaralarından başkaları değil.

http://www.sosyalmedyahaber.com/sosyal-medyanin-yonlendirmeye-acik-olusu-ve-sebahattin-zaim-ornegi/?utm_source=dlvr.it&utm_medium=facebook