Sizin Öğrenme Tipiniz Hangisi?

İnsan doğduğu anda öğrenmeye başlar, görerek, duyarak, tadarak, dokunarak, sonraları ise okuyarak, araştırarak… Hepimizin ortak noktası öğrenme eylemiyken bu eylemi gerçekleştirme stillerimizle birbirimizden ayrılırız. Görsel, İşitsel veya Dokunsal öğrenme tiplerinin hepsini hepimiz kullanırız ancak sadece birini en yoğun öğrenme tipimiz olarak içselleştirmişizdir.

Kişilerin öğrenme tiplerini belirleyen birçok psikolojik test yöntemi vardır ancak bu yazıyı okuduktan sonra kendinize soracağınız birkaç basit sorunun cevabı bile genel hatlarıyla sizin hangi tip öğrenme türünü içselleştirdiğinizi gösterebilir. Ve öğrenme tipinizi bilmenin size en büyük faydası, daha hızlı ve kolay öğrenmenin yolunu keşfetmeniz olacaktır.

Görsel temsil sistemi

Görsel öğrenme eğilimi yüksek olan kişiler adından da anlaşılacağı üzere göze hitap eden yöntemlerle daha iyi öğrenir. Bunun yanında çoğu daha hızlı konuşur, sessiz ortamda çalışmayı sever, kendisine anlatılan hikayeleri aklında resmederek dinler, not alırken detaylara önem verir. Ve sadece öğrenme şeklini değil, bir sınıf ortamında kendimize yer belirleme ve oturma alışkanlıklarımız bile aslında bu eğilim tarafından belirlenir. Örneğin görsel temsil sistemi gelişmiş olan bu kişiler sınıfın ön tarafında oturmayı severler.

Bu kişiler daha hızlı ve kalıcı öğrenme sağlayabilmek için bolca not tutmalı, hatta notları diagram ve şekillerle zenginleştirmeliler ki akıllarında daha uzun süre kalsın.

İşitsel temsil sistemi

Yavaş konuşmaya ve bol açıklama yapmaya eğilimlidirler. Duyduklarını yüksek sesle tekrar edebilirler ve zaman zaman da sesli düşündükleri görülür. Yavaş okurlar ve bilgiyi okuyarak edinmektense duyarak edinmeyi tercih ederler.

En iyi öğrenme şekli grup tartışmaları ve video seyredip dinleme yöntemidir.

Dokunsal temsil sistemi:

En başarılı oldukları sınav türü boşluk doldurma ve çoktan seçmeli olanlardır. Konuları yaşayarak, gerçek tecrübeler dahilinde problemler çözerek öğrenir. Çok uzun süre aynı yerde oturmaktan ve aynı mekanda bulunmaktan hoşlanmaz, çabuk sıkılır, oturmak zorundaysa sürekli kıpırdanırlar.

En iyi öğrenme biçimi saha çalışmalarıyla yerinde öğrenmektir.

Aramızda bu 3 tip eğilime sahip kişilerin sayısı hemen hemen eşit diyebiliriz. Ve bu yukarıda her biri için yazılmış olanlarda kendinizden bir şeyler bulduysanız bu durum da oldukça normaldir. Zira en başta da bahsetmiş olduğum gibi, hepimiz bu üç temsil sistemini de kullanıyoruz ancak sadece birinde yoğunlaşıyoruz. Dolayısıyla kendinizi en çok hangi gruba yakın hissediyorsanız çok büyük olasılıkla o grubun bir üyesidirsiniz.

http://www.infopik.com/infografik/sizin-ogrenme-tipiniz-hangisi

Facebook’un Gözünden En Başarılı Kampanyalar

Şirketleri iflasın eşiğine sürükleyen örnekler kadar olmasa da markaların sosyal medyadaki başarılı kampanyaları da çoğu zaman hafızalara kazınıyor. Markalar sosyal ağlar için kurguladıkları dijital kampanyalar için harcadıkları yoğun çaba ve bütçenin karşılığında amaçlarına ulaşmanın yanı sıra rakiplerine ilham olabilecek kadar dikkat çekici sonuçlar alabiliyorlar.

Bu anlamda Facebook tarafından hazırlanan Facebook Success Stories (Facebook Başarı Hikayeleri) adlı internet sitesi sosyal ağdaki başarılı kampanyaları ve markaları vitrine çıkarıyor. Toplamda 17 farklı markanın Facebook’ta reklamcılığı konusunda örnek olarak gösterilebilecek başarı hikayeleri detaylı bir şekilde anlatılıyor.

http://sosyalmedya.co/facebookun-gozunden-en-basarili-kampanyalar/

Facebook Edgerank Algoritması Nedir?

Facebook Edgerank hakkında her şey

Facebook’ta arkadaş olarak eklediğiniz kişilerin ya da beğendiniz sayfaların tüm paylaşımları anasayfanızda görünmüyor. Bunun sebebi Facebook’un algoritması Edgerank. Peki ama nedir bu Edgerank? Neden bize tüm arkadaşlarımızın ya da tüm beğendiğimiz sayfaların paylaşımlarını göstermiyor? Bu yazımızda bunu ele alacağız.

Facebook dünyaya ilk açıldığı ve yaygınlaşmaya başladığı yıllarda, tüm sayfaların ve arkadaşların paylaşımlarına kullanıcıların ana sayfalarında yer veriyordu. Ancak insanlar daha fazla arkadaş ekledikçe ve daha fazla sayfayı beğenmeye başladıkça, ana sayfadaki akışta aynı oranda hızlandı. Akışın hızlı olması ile birlikte, kullanıcıların önem verebileceği ve etkileşime geçebileceği tüm paylaşımlar da, kaybolup gidiyordu. Facebook buna çözüm olması için Edgerank algoritmasını geliştirdi. Edgerank algoritmasından sonra, kullanıcıların ana sayfalarında, daha fazla etkileşimde oldukları kişi ve sayfaların paylaşımları daha ağırlıkta gösterilmeye başlandı.

Facebook’un Edgerank algoritmasını geliştirmekteki öncelikli amacı bu iken, diğer amacıda, paylaşımlarını daha fazla kişiye göstermek isteyen markalardan para kazanmak istemesiydi. Facebook şu ana kadar her iki amacını da gayet başarılı bir şekilde yerine getiriyor.

Facebook Edgerank nasıl çalışır?

Facebook Edgerank, her kullanıcıya özel değerlendirmeler yaparak, kullanıcıların hoşuna giden ve daha çok etkileşimde oldukları kişi ve sayfalar ile bağlantıda olmalarını sağlar. Facebook Edgerank’i en kolay açıklayabileceğimiz örnek, Facebook’ta sağ tarafta yer alan çevrimiçi arkadaşlarımızı gösteren sohbet listesidir. Bu listenin üst kısmında daima daha fazla mesajlaştığımız arkadaşlarımız yer alır. Daha az ve hiç mesajlaşmadığımız arkadaşlarımız ise listenin alt kısmında yer alır.

Edgerank, kullanıcıların haber kaynaklarında hangi haberlerin yer alacağına karar veriyor. Bu işlemi de kullanıcının alışkanlıklarını izleyerek yapıyor. Örneğin bir kullanıcı A ismindeki bir arkadaşının fotoğraflarına daha sıklıkla bakarken, B arkadaşının videolarına daha sıklıkla baksın ve C markasının durum güncellemelerine yorum yazıyor olsun. Edgerank bu kullanıcının bu alışkanlıklarını ölçümlüyor ve artık bu kullanıcıya A arkadaşının fotoğraflarını B arkadaşının videolarını ve C markasının durum güncellemelerini daha fazla göstermeye başlıyor. Yani Facebook’ta neler ile etkileşime geçiyorsak haber kaynağımıza onu gönderiyor.

Peki ama, genelde fotoğraflarına baktığınız bir arkadaşınız, bir video yüklerse bunu siz göremeyecek misiniz? Eğer bir şekilde etkileşime geçtiğiniz bir arkadaşınız ise, videosunu haber kaynağınızda görebilirsiniz. Ancak bu video kısa sürede haber kaynağnızdan kaybolup gider. Fakat aynı arkadaşınızın yüklediği fotoğraf, haber kaynağınızda daha görünür ve daha uzun süre yer alır.

Yine aynı kullanıcı D adlı markanın sayfasını beğenmiş olsun. Bu kullanıcı uzun süre D markasının paylaşımları ile etkileşime geçmez ise, Facebook Edgerank artık o kullanıcının haber kaynağında D markasının paylaşımlarını çok nadiren gösterecektir.

Peki devamlı fotoğraflarına baktığımız bir arkadaşımızın haber kaynağında bizim fotoğraflarımız da daha sık görünüyor mu? Facebook Edgerank algoritması tek taraflı çalışan bir sistemdir. Siz bir arkadaşınızın fotoğraflarına sıklıkla bakıyorsanız, o arkadaşınızın her fotoğraf paylaşımı sizin haber kaynağınıza düşecektir. Fakat o arkadaşınız sizin fotoğraflarınıza bakmıyor ise sizin fotoğraflarınız o arkadaşınızın haber kaynağında sıklıkla çıkmayacaktır. Yani bir arkadaşınızın fotoğraflarına bakıyor olmanız, sizin fotoğraflarınızı o arkadaşınızın haber kaynağında çıkmasını sağlamayacaktır.

Markalar Facebook Edgerank algoritmasını nasıl kullanmalı?

Markalar öncelikle, Facebook sayfalarının beğeni sayılarını arttıracakları zaman, hedef kitlelerini iyi seçmeliler. Doğru hedef kitleyi yakalayan sayfalar daha kolay etkileşim yakalarlar. Markalar Facebook sayfalarından düzenli olarak paylaşım yapmalılar ve her paylaşımlarını analiz etmeliler. Bu analizler sonucunda, sayfayı beğenen kişilerin daha çok fotoğraflarla mı yoksa videolarla mı etkileşime geçtiklerini, hangi saatlerde daha fazla etkileşime geçtiklerini öğrenmeleri gerekmektedir. Ardından en doğru paylaşımı en doğru zamanda yapmaya başlayabilirler.

Markalar, sayfalarını beğenen kişiler ile etkileşime geçmekte zorlanıyorsalar, soru sorabilirler. Soru sormak insanları harekete geçirmenin en güvenilir yollarından bir tanesidir. Özellikle gündemdeki konular ile ilgili sorulan sorular, her zaman dikkat çekmiştir. Soruları bir görselle desteklemek daha fazla dikkat çekmenize yardımcı olabilir.

Marka sayfaları etkileşimlerini ne kadar arttırırsalar, Facebook Edgerank o sayfanın içeriğinin o kadar ilgi çekici olduğunu düşünecek ve o sayfanın paylaşımlarını daha fazla kullanıcıya ulaştırıp daha ön plana çıkaracaktır. Markalar bunu kesinlikle iyi kullanmalı.

http://www.sosyaling.com/facebook-edgerank-algoritmasi-nedir/

Freepik arama motoru

Freepik, fotoğraf, vektör görseller ve Photoshop (PSD) çalışmalarını indeksleyen bir ücretsiz resim arama motorudur. Halihazırda 1.4 milyondan fazla ücretsiz görseli taramış olan Freepik ile web siteleri, afişler, sunumlar, dergiler ve reklamlar için birçok ücretsiz görsele ulaşıyorsunuz.

Freepik’te arama yaparken, gelen sonuçları türüne ve renklerine göre filtreleyerek daha kolay bir şekilde amacınıza uygun resim ve illüstrasyon çalışmalarına ulaşabiliyorsunuz.

Freepik, amacı sadece kaliteli ve ücretsiz fotoğraf veya görsel bulmak isteyenler asla vazgeçemeyecekleri bir arama motoru olacak.

http://www.e-siber.com/web-siteleri/tum-ucretsiz-fotograf-psd-ve-vektorleri-arayin/

KOBİ’ler internette ve mobilde hâlâ kayıp

vSplash tarafından geliştirilen ve Yellow Medya işbirliği ile yayınlanan, KOBİ’lerin  dijital medya ve ticarete ne kadar hazır olduklarını gösteren veri toplama ve analiz motoru SMB DigitalScape, aralarında Türkiye’den 800 binden fazla KOBİ’nin internet  sitesinin de bulunduğu, 14 ülkeden 4,5 milyonu aşkın KOBİ internet  sitesini analiz etti.
 
 “Ne yazık ki Tükiye’deki KOBİ’lerin dijital dünyada var olma kavramını benimsemeleri ile ilgili bir gelişme göremiyorum” diyen Yellow Medya Genel Müdürü Trevor Nadeau, “Tüketiciler alışveriş yapmak istedikleri mağazaları bulmak için sosyal, lokal ve mobil platformları aktif bir şekilde kullanıyorlar. Ancak KOBİ’lerin çoğu bu trendlere ayak uyduramıyor ve firmalarını, günümüzde tüketicilerin akıllı cep telefonlarıyla katkıda bulunduğu bu inanılmaz satış fırsatı havuzunun dışında bırakıyorlar” şeklinde konuştu.  
 
SMB DigitalScape verileri birçok KOBİ’nin internet sitesinin olmadığını, internet sitesi olanların da internet sitelerinin arama motorlarında bulunabilmesi için gerekli olan teknik altyapıya sahip olmadığına işaret ediyor. Mobile uyumlu olmamaları, meta başlıklarının, gizlilik politikalarının ve anahtar kelimelerinin olmaması bu sitelerin en önemli eksikleri arasında gösteriliyor.
 

SMB DigitalScape’in Türkiye için yaptığı araştırmadan elde edilen bazı diğer önemli veriler şu şekilde sıralanıyor:
 
• KOBİ internet sitelerinin yüzde 99’u, mobil cihazlarda düzgün olarak görüntülenmelerini sağlayan optimizasyona sahip değil.
 
• KOBİ internet sitelerinin yüzde 73’ünün ana sayfasında tüketicilerin firma ile iletişime geçebilmesini sağlayacak bir telefon numarası bulunmuyor. 
 
• KOBİ internet sitelerinin yüzde 90’ının ana sayfasında Facebook bağlantısı bulunmuyor. 
 
• KOBİ internet sitelerinin yüzde 98’inde firmaya ait harita veya yol tarifi mevcut değil.  
 
• KOBİ internet sitelerinin yüzde 94’ünde gizlilik ilkeleri bulunmuyor.
 

“Tweet Ping”

Dünya üzeride atılan her bir Tweet’i dünya haritası üzerinden görmeye ne dersiniz? Frank Ernewein tarafından veri görselleştirilmesiyle yaratılan “Tweet Ping” sitesi en çok hangi kıtadan tweet atılmış, en son hangi etiket kullanılmış gibi soruların cevaplarını bizimle paylaşıyor.

http://tweetping.net/